Ahmakça Bir Veganlık Eleştirisine Geç Gelen Cevabım

Yazar: Nezih Seven

Söz konusu veganlık eleştirisini (buradan okuyabilirsiniz) ilk yayınlandığı dönemlerde de okumuştum. O kadar saçma olduğunu düşünmüştüm ki cevap vermeye dahi tenezzül etmemiştim. Yazı hakkındaki fikrim başlıktan anlayacağınız üzere değişmemiş olsa da, yazının dört sene sonra hortlatılmış olması beni hayretler içerisinde bırakarak bu cevabı yazmaya zorladı. Ortalama insan tabiatına dair bilgim beni mevzubahis yazıdaki zırvalıkların bile insanları gayriahlaki eylemleri konusunda rahatlatabileceğine dair uyardığından, hem bu rahatlık sonucu ölecek hayvanları, hem de vereceğim yanıtla yanlıştan vazgeçebilecek insanları düşündüğüm için, ne yazık ki vaktimi bu deli saçması yazıya cevap vermekle harcamak zorundayım.

Öncelikle veganlığın ne olduğunu netleştirelim, çünkü “veganlığın yanılgısı”nı ortaya koyduğu iddia edilen yazıda veganlığın ne olduğuna dair verilen bilgilerin tamamı yanlış (veganlığın dayanaklarından birinin insanların herbivor oldukları iddiası olduğu gibi). Veganlık, sağlıklı bir yaşam için mecbur olmadığımız halde hayvanlara zarar vermenin veya onları öldürmenin yanlış olduğu fikrine dayanan, hayvan sömürüsünden uzak yaşam biçiminin adıdır. Arkadaş yazısında “Zaten kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına ya da başka bir canlıya yapmak etik açıdan doğru değil.” diyerek veganlığın dayandığı prensibi onaylamış. Bu prensibi, yani sağlıklı bir yaşam için zorunlu olmadığı halde hayvanları incitmenin veya öldürmenin yanlış olduğu prensibini kabul ettikten sonra hala hayvan sömürüsüne ortak olmanın tek makul gerekçesi bunun sağlıklı bir yaşam için zorunlu olması veya alternatiflerinin (bitki yemek gibi) ahlaki açıdan aynı derecede kötü olması olabilirdi. Veganlığın her yaştan insan evladı için uygun olduğu yönündeki raporlara buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bitkiler konusuna gelirsek, yazıda şöyle bir ifade bulunuyor: “…fakat bunu yaparken aynı zamanda insanların çektiği acıya benzer ağrılar yaşadığı bilimsel olarak neredeyse kesin olan yeşil bitki ve türevlerini yemekte de herhangi bir sorun görmezler.”

Acı çekebilmemizi mümkün kılan şey (modern bilime göre) sinir sistemi ve nosiseptörlerdir. HİÇBİR BİTKİDE NOSİSEPTÖR YOKTUR. Bilimsel olarak bitkilerin insan benzeri ağrılar çektiğini ispatlayan hiçbir deney de yok. Oysa hayvanların ezici çoğunluğu nosiseptöre ve acıyı algılayabilme yetisine sahiptir.

Şimdi, yazıdaki diğer iddialara tek tek bakalım:

1. Veganlık sıradışı boyutlarda fantastik bir akım/ideolojidir.

Bunu gerçekten gülerek okudum. Bu ne demek? Tam olarak ne anlama geliyor? Yazının kalanında hiçbir şekilde bu iddianın altı doldurulmamış. “Hayata geçirilmesi imkansız” anlamında fantastik olamaz, geçirilebiliyor. “Delice” bir şey mi? Yoksa “süper” anlamında mı fantastik? Bir de neden “sıradışı” ölçüde?

2. Vejetaryenler veganlardan daha iyidir çünkü baskı yapmazlar, hayatlarını bir “beslenme kehaneti”ne göre düzenlemezler. Veganlarsa eleştiriye açık değildirler, fikirlerini dayatırlar ve saygı görmek isterler. Her sabah vegan olmanın şiddetli bilinciyle uyanırlar.

Bilmeyen arkadaşlar için: Veganlar ve vejetaryenler arasındaki fark birinin görüşünü dayatması, diğerinin dayatmaması değil, vejetaryenlerin yalnızca eti, veganlarınsa tüm hayvan sömürüsünü reddetmeleridir. Hem veganlar, hem vejetaryenler, hem de hayvan yiyenler arasında görüşlerini dayatanlar ve dayatmayanlar mevcuttur.

Ayrıca, elbette başkalarına zararı dokunan eylemlere karşı fikir dayatılabilir. Fikri geçtim, elde yeterli güç olsa bu türden eylemlerin doğrudan önüne geçilir. Örneğin, cinsel tecavüzün yanlış olduğu hakkında insanlara vaaz verirsem ve biri çıkıp “Ama görüşlerini dayatıyorsun!” derse, bunu diyen şahsın katıksız bir dangalak olduğu konusunda aklı başında herkes hemfikir olur. Aynı şekilde, gözünün önünde gerçekleşen bir tecavüze müdahale eden değil, etmeyen ahlaksızdır. Ne hikmetse konu hayvan hakları ve veganlık olduğunda ahlaksızlıklara karşı gelmek bir anda faşizm oluyor. Bu tür ahmakça fikirler muhtemelen veganlığın tercihen sahiplenilen bir kimlikmiş gibi algılanmasından kaynaklanıyor. “Veganlık” diye değil de “hayvan sömürüsüne karşı olmak” şeklinde düşünülürse bu sorun çözülür sanıyorum. Elbette hayvanları sömürülebilecek birer mal olarak görenlere fikirlerimi dayatacağım.

“Beslenme kehaneti”nden kasıt nedir? Veganlık “bitkisel beslenme” değildir, hayvan sömürüsünü giyim ve kozmetik vs. de dahil olmak üzere her alanda reddetmektir. Kimse sağlıklı olmak için vegan olmaz. Sağlıklı olmak için ancak bitkisel beslenebilirsiniz, ama örneğin deri ayakkabı giymemenizin sağlıkla bir alakası olamaz. Dolayısıyla veganlık sağlık vadeden bir “beslenme kehaneti” değildir, eğer kastedilen buysa. Vejetaryenler de genellikle etik sebeplerden ötürü hayvan yemeyi bırakırlar. Eğer “beslenme kehaneti”yle kastedilen bu değil de yalnızca veganlığın beslenme biçimini de kapsayan bir yaşam biçimi olduğuysa vejetaryenlik için de yine aynısı söylenebilir. Yani bu bakımdan veganlık ve vejetaryenlik arasında bir fark yoktur.

Özel olarak veganların eleştiriye açık olmadıkları doğru değil. Pek çok insan eleştiriye kapalıdır ve bunların bir kısmı da vegan, evet. Bunun veganlıkla ne alakası var? Bu veganlık açısından nasıl bir “yanılgı”?

Yine, hemen herkes saygı görmek ister, yalnızca veganlar değil. Bunda tuhaf olan bir şey yok.

“Her sabah vegan olmanın şiddetli bilinciyle uyanmak” da neyin nesi? Buna da çok güldüm. Nasıl her sabah tecavüz karşıtı olmanın şiddetli bilinciyle uyanmıyorsam, her sabah hayvan sömürüsüne karşı olmanın şiddetli bilinciyle de uyanmıyorum. Bu öyle yatıp kalkıp üzerine düşündüğüm bir şey değil. Herkesin yanlış bulduğu ve karşı olduğu şeyler vardır ve bu, kişilerin gece-gündüz bu konular üzerine tefekkür ettikleri anlamına gelmez. Ayrıca öyle de olabilirdi. Yani, örneğin, her sabah vegan olmanın şiddetli bilinciyle uyansaydım bunda yanlış olan ne olacaktı?

3. Et yemeye karşı koyamam. Yemeden yapamıyorum.

“Sağlıklı bir yaşam için zorunlu olduğu takdirde hayvanlara zarar vermek veya onları öldürmek kabul edilebilir.” derken bu türden sahte bir zorunluluğu kastetmiyoruz elbette. Birileri tecavüz etmeden yapamayacağını iddia edebilir. Birileri adam öldürmeden yapamayacağını iddia edebilir. İnsan kanı akıtmanın dayanılmaz çekiciliğine karşı koyamadıklarını iddia edebilirler. Bunları iddia edenler gerçekten de var. Bu türden bir zaaf cinayeti ve tecavüzü aklar mı? Hayır. Yanlış yanlıştır.

4. Et yemek insanın varoluş biçimidir. Böyle evrimleştik. Hayvan yemenin insanlık tarihinde/evriminde büyük rolü var. 

Buradaki ilk cümle bomboş bir laf. Ne demek “insanın varoluş biçimidir”? “Yemeden yapamaz” mı demek? Öyleyse doğru değil, yapabilir. “Sağlıksız olur” mu demek? Yine doğru değil. Hayvan yiyenler arasında da, yemeyenler arasında da sağlıklı ve sağlıksız olanlar vardır. Bu iki anlamın dışındaki herhangi bir anlamsa zaten konumuzla alakasız olacaktır.

“Böyle evrimleştik” ile kastedilen ne? “Hayvan yemenin bizim için bir zorunluluk olacağı şekilde evrimleştik” kastediliyorsa eğer bu doğru değil. Yok, “hayvanları da yiyebilecek şekilde evrimleştik” kastediliyorsa zaten veganlık açısından bir sorun yok. Hayvanları yiyebiliyor/sindirebiliyor olmamız, onları yememizin sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmaz olduğunu göstermiyor.

Hayvan yemenin insanlık tarihinde/evriminde önemli bir role sahip olmasının da konumuzla alakası yok. Önemli olan hayvanları yemeyi ve sömürmeyi bıraktığımızda bundan kaynaklı hiçbir sağlıksal sorunla karşılaşmayacak olmamız. (Elbette düzgün beslenmeyen veganlar, tıpkı düzgün beslenmeyen naveganlar gibi bazı sağlık problemleriyle karşılaşabilirler. Bu yalnızca veganlar için değil, herkes için geçerli olan bir durum.)

5. Veganlar çevresel konularda duyarsızdır.

Öncelikle çevresel konularda duyarlı olmak özellikle veganları ilgilendiren bir konu değil. Veganlık çevrecilikle değil, hayvan haklarıyla ilgili bir duruştur. Konunun burada alakasız bir şekilde çevreciliğe getirilmesi son derece absürt. Buna ek olarak, tanıdığım veganların büyük çoğunluğu aynı zamanda çevreci. Yani buradaki sözde-tespit yalnızca konuyla alakasız değil, aynı zamanda yanlış. Ayrıca, veganların geneline dair gözlemlerden veganlığın kendisine dair çıkarımlar yapılamaz.

6. Veganlar madem bu kadar duyarlı o zaman Jainist olsunlar.

Jainizm ahlaka dair bir görüş değil, bir dindir. Mutlak Tanrı inancından yoksun, bununla birlikte ruhun ölümsüzlüğünü kabul eden bir öğretisi vardır. Veganlığın bununla ne alakası var? Bir vegan Tanrı’ya inanabilir veya inanmayabilir, ruhun ölümsüzlüğünü kabul edebilir veya etmeyebilir. Bu bir tür espriydi de ben mi anlamadım? Eğer öyleyse de boktan bir espri.

7. Veganlar neden kayaların acı çekmediğini düşünüyorlar?

😀

8. Kırsal kesimde yaşayan insanlar koşulları nedeniyle vegan olamaz veya veganlığı anlamazlar.

Eğer koşulları nedeniyle vegan olamıyorlarsa zaten vegan olmakla yükümlü değiller (sağlıklı bir şekilde vegan olmaları GERÇEKTEN HİÇBİR ŞEKİLDE MÜMKÜN DEĞİLSE). Konuyu anlamamalarınınsa hiçbir önemi yok. Örneğin, gelenekleri gereği gençlerine erginlenme töreninde toplu tecavüz eden bir kabileye tecavüzün yanlışlığını anlattığınızda anlamayabilirler. Yine de yanlıştır, engellenmelidir.

9. Bazı veganlar insanları sevmiyor.

Ee? Bazı naveganlar da insanları sevmiyor. Ayrıca insanları sevmek bir yükümlülük mü? En önemlisi, bazı veganların insanları sevmiyor olmasının veganlığın kendisiyle ne gibi bir alakası var? Buradan veganlığın zorunlu olarak mizantropiyi beraberinde getirdiğini çıkarabilir miyiz?

10. Singer şöyle dedi, Adams böyle dedi.

Singer’dan da, Adams’tan da zerre kadar haz etmem. Bu insanlar veganlığın temsilcileri falan değiller. Veganlığın tanımı bunların sözlerine göre değişmiyor. Dolayısıyla bunların söylediklerinden hareketle veganlık eleştirisi yapılamaz.

11. Bu durumda veganizmin insanlığın refahını hiç de mükemmelce iyileştirmeyen olumsuz bir ideoloji türü olduğu ortaya çıkıyor. Eğer keşfetmemiz ve farkına varmamız gereken bir şey varsa o da bilimsel bir şekilde insanlığın refahına ilişkin soruları cevaplayan gerçek verilerin olması gerektiğidir.

Kimse veganlığın “insanlığın refahını mükemmelce iyileştirdiğini” iddia etmiyor zaten. Herhangi bir görüşün değerli olması için insan refahını mükemmelce iyileştirmesi de gerekmiyor. Kaldı ki veganlık insan refahıyla ilgili bile değil. Hayvan haklarıyla ilgili.

Ahlaki sorunlar doğrudan bilimin alanına girmezler. Örneğin, bana tecavüz etmemin uzun vadede şahsım açısından ne gibi zararlı sonuçları olacağını istatiksel açıdan ve hayati riskler açısından (birileri beni öldürebilir vs.) açıklayabilirsiniz, ama tecavüzün kendisinin niçin yanlış olduğunu doğru ve yanlışın anlamıyla oynamadığınız sürece bilimsel olarak açıklayamazsınız. Dolayısıyla bilim yalnızca veganlık için değil, hiçbir ahlaki değer için temel olamaz. Ancak bazı noktalarda yardımcı olabilir; örneğin, veganlık söz konusu olduğunda hangi canlıların acı çekip çekmediğini anlamamız açısından bilim faydalıdır. Ama acı çekebilen canlılara acı çektirmenin neden yanlış olduğunu bilimle açıklayamazsınız.

-Nezih Seven

Reklamlar

Ahmakça Bir Veganlık Eleştirisine Geç Gelen Cevabım” üzerine 2 yorum

  1. Navegan olmama karşın yazıda katılmadığım çok az nokta var, veganlığa getirilen bu kalitesiz eleştiriye güzel cevap vermişsiniz.

    Beğen

    1. Yorumunuz için teşekkürler. İster bu yazıyla ilgili olsun, ister genel olarak veganlıkla ilgili, aklınıza yatmayan noktaları belirtmekten veya soru sormaktan çekinmeyin lütfen.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s