Ahmakça Bir Veganlık Eleştirisine Geç Gelen Cevabım

Yazar: Nezih Seven

Söz konusu veganlık eleştirisini (buradan okuyabilirsiniz) ilk yayınlandığı dönemlerde de okumuştum. O kadar saçma olduğunu düşünmüştüm ki cevap vermeye dahi tenezzül etmemiştim. Yazı hakkındaki fikrim başlıktan anlayacağınız üzere değişmemiş olsa da, yazının dört sene sonra hortlatılmış olması beni hayretler içerisinde bırakarak bu cevabı yazmaya zorladı. Ortalama insan tabiatına dair bilgim beni mevzubahis yazıdaki zırvalıkların bile insanları gayriahlaki eylemleri konusunda rahatlatabileceğine dair uyardığından, hem bu rahatlık sonucu ölecek hayvanları, hem de vereceğim yanıtla yanlıştan vazgeçebilecek insanları düşündüğüm için, ne yazık ki vaktimi bu deli saçması yazıya cevap vermekle harcamak zorundayım.

Öncelikle veganlığın ne olduğunu netleştirelim, çünkü “veganlığın yanılgısı”nı ortaya koyduğu iddia edilen yazıda veganlığın ne olduğuna dair verilen bilgilerin tamamı yanlış (veganlığın dayanaklarından birinin insanların herbivor oldukları iddiası olduğu gibi). Veganlık, sağlıklı bir yaşam için mecbur olmadığımız halde hayvanlara zarar vermenin veya onları öldürmenin yanlış olduğu fikrine dayanan, hayvan sömürüsünden uzak yaşam biçiminin adıdır. Arkadaş yazısında “Zaten kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına ya da başka bir canlıya yapmak etik açıdan doğru değil.” diyerek veganlığın dayandığı prensibi onaylamış. Bu prensibi, yani sağlıklı bir yaşam için zorunlu olmadığı halde hayvanları incitmenin veya öldürmenin yanlış olduğu prensibini kabul ettikten sonra hala hayvan sömürüsüne ortak olmanın tek makul gerekçesi bunun sağlıklı bir yaşam için zorunlu olması veya alternatiflerinin (bitki yemek gibi) ahlaki açıdan aynı derecede kötü olması olabilirdi. Veganlığın her yaştan insan evladı için uygun olduğu yönündeki raporlara buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bitkiler konusuna gelirsek, yazıda şöyle bir ifade bulunuyor: “…fakat bunu yaparken aynı zamanda insanların çektiği acıya benzer ağrılar yaşadığı bilimsel olarak neredeyse kesin olan yeşil bitki ve türevlerini yemekte de herhangi bir sorun görmezler.”

Acı çekebilmemizi mümkün kılan şey (modern bilime göre) sinir sistemi ve nosiseptörlerdir. HİÇBİR BİTKİDE NOSİSEPTÖR YOKTUR. Bilimsel olarak bitkilerin insan benzeri ağrılar çektiğini ispatlayan hiçbir deney de yok. Oysa hayvanların ezici çoğunluğu nosiseptöre ve acıyı algılayabilme yetisine sahiptir.

Şimdi, yazıdaki diğer iddialara tek tek bakalım:

1. Veganlık sıradışı boyutlarda fantastik bir akım/ideolojidir.

Bunu gerçekten gülerek okudum. Bu ne demek? Tam olarak ne anlama geliyor? Yazının kalanında hiçbir şekilde bu iddianın altı doldurulmamış. “Hayata geçirilmesi imkansız” anlamında fantastik olamaz, geçirilebiliyor. “Delice” bir şey mi? Yoksa “süper” anlamında mı fantastik? Bir de neden “sıradışı” ölçüde?

2. Vejetaryenler veganlardan daha iyidir çünkü baskı yapmazlar, hayatlarını bir “beslenme kehaneti”ne göre düzenlemezler. Veganlarsa eleştiriye açık değildirler, fikirlerini dayatırlar ve saygı görmek isterler. Her sabah vegan olmanın şiddetli bilinciyle uyanırlar.

Bilmeyen arkadaşlar için: Veganlar ve vejetaryenler arasındaki fark birinin görüşünü dayatması, diğerinin dayatmaması değil, vejetaryenlerin yalnızca eti, veganlarınsa tüm hayvan sömürüsünü reddetmeleridir. Hem veganlar, hem vejetaryenler, hem de hayvan yiyenler arasında görüşlerini dayatanlar ve dayatmayanlar mevcuttur.

Ayrıca, elbette başkalarına zararı dokunan eylemlere karşı fikir dayatılabilir. Fikri geçtim, elde yeterli güç olsa bu türden eylemlerin doğrudan önüne geçilir. Örneğin, cinsel tecavüzün yanlış olduğu hakkında insanlara vaaz verirsem ve biri çıkıp “Ama görüşlerini dayatıyorsun!” derse, bunu diyen şahsın katıksız bir dangalak olduğu konusunda aklı başında herkes hemfikir olur. Aynı şekilde, gözünün önünde gerçekleşen bir tecavüze müdahale eden değil, etmeyen ahlaksızdır. Ne hikmetse konu hayvan hakları ve veganlık olduğunda ahlaksızlıklara karşı gelmek bir anda faşizm oluyor. Bu tür ahmakça fikirler muhtemelen veganlığın tercihen sahiplenilen bir kimlikmiş gibi algılanmasından kaynaklanıyor. “Veganlık” diye değil de “hayvan sömürüsüne karşı olmak” şeklinde düşünülürse bu sorun çözülür sanıyorum. Elbette hayvanları sömürülebilecek birer mal olarak görenlere fikirlerimi dayatacağım.

“Beslenme kehaneti”nden kasıt nedir? Veganlık “bitkisel beslenme” değildir, hayvan sömürüsünü giyim ve kozmetik vs. de dahil olmak üzere her alanda reddetmektir. Kimse sağlıklı olmak için vegan olmaz. Sağlıklı olmak için ancak bitkisel beslenebilirsiniz, ama örneğin deri ayakkabı giymemenizin sağlıkla bir alakası olamaz. Dolayısıyla veganlık sağlık vadeden bir “beslenme kehaneti” değildir, eğer kastedilen buysa. Vejetaryenler de genellikle etik sebeplerden ötürü hayvan yemeyi bırakırlar. Eğer “beslenme kehaneti”yle kastedilen bu değil de yalnızca veganlığın beslenme biçimini de kapsayan bir yaşam biçimi olduğuysa vejetaryenlik için de yine aynısı söylenebilir. Yani bu bakımdan veganlık ve vejetaryenlik arasında bir fark yoktur.

Özel olarak veganların eleştiriye açık olmadıkları doğru değil. Pek çok insan eleştiriye kapalıdır ve bunların bir kısmı da vegan, evet. Bunun veganlıkla ne alakası var? Bu veganlık açısından nasıl bir “yanılgı”?

Yine, hemen herkes saygı görmek ister, yalnızca veganlar değil. Bunda tuhaf olan bir şey yok.

“Her sabah vegan olmanın şiddetli bilinciyle uyanmak” da neyin nesi? Buna da çok güldüm. Nasıl her sabah tecavüz karşıtı olmanın şiddetli bilinciyle uyanmıyorsam, her sabah hayvan sömürüsüne karşı olmanın şiddetli bilinciyle de uyanmıyorum. Bu öyle yatıp kalkıp üzerine düşündüğüm bir şey değil. Herkesin yanlış bulduğu ve karşı olduğu şeyler vardır ve bu, kişilerin gece-gündüz bu konular üzerine tefekkür ettikleri anlamına gelmez. Ayrıca öyle de olabilirdi. Yani, örneğin, her sabah vegan olmanın şiddetli bilinciyle uyansaydım bunda yanlış olan ne olacaktı?

3. Et yemeye karşı koyamam. Yemeden yapamıyorum.

“Sağlıklı bir yaşam için zorunlu olduğu takdirde hayvanlara zarar vermek veya onları öldürmek kabul edilebilir.” derken bu türden sahte bir zorunluluğu kastetmiyoruz elbette. Birileri tecavüz etmeden yapamayacağını iddia edebilir. Birileri adam öldürmeden yapamayacağını iddia edebilir. İnsan kanı akıtmanın dayanılmaz çekiciliğine karşı koyamadıklarını iddia edebilirler. Bunları iddia edenler gerçekten de var. Bu türden bir zaaf cinayeti ve tecavüzü aklar mı? Hayır. Yanlış yanlıştır.

4. Et yemek insanın varoluş biçimidir. Böyle evrimleştik. Hayvan yemenin insanlık tarihinde/evriminde büyük rolü var. 

Buradaki ilk cümle bomboş bir laf. Ne demek “insanın varoluş biçimidir”? “Yemeden yapamaz” mı demek? Öyleyse doğru değil, yapabilir. “Sağlıksız olur” mu demek? Yine doğru değil. Hayvan yiyenler arasında da, yemeyenler arasında da sağlıklı ve sağlıksız olanlar vardır. Bu iki anlamın dışındaki herhangi bir anlamsa zaten konumuzla alakasız olacaktır.

“Böyle evrimleştik” ile kastedilen ne? “Hayvan yemenin bizim için bir zorunluluk olacağı şekilde evrimleştik” kastediliyorsa eğer bu doğru değil. Yok, “hayvanları da yiyebilecek şekilde evrimleştik” kastediliyorsa zaten veganlık açısından bir sorun yok. Hayvanları yiyebiliyor/sindirebiliyor olmamız, onları yememizin sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmaz olduğunu göstermiyor.

Hayvan yemenin insanlık tarihinde/evriminde önemli bir role sahip olmasının da konumuzla alakası yok. Önemli olan hayvanları yemeyi ve sömürmeyi bıraktığımızda bundan kaynaklı hiçbir sağlıksal sorunla karşılaşmayacak olmamız. (Elbette düzgün beslenmeyen veganlar, tıpkı düzgün beslenmeyen naveganlar gibi bazı sağlık problemleriyle karşılaşabilirler. Bu yalnızca veganlar için değil, herkes için geçerli olan bir durum.)

5. Veganlar çevresel konularda duyarsızdır.

Öncelikle çevresel konularda duyarlı olmak özellikle veganları ilgilendiren bir konu değil. Veganlık çevrecilikle değil, hayvan haklarıyla ilgili bir duruştur. Konunun burada alakasız bir şekilde çevreciliğe getirilmesi son derece absürt. Buna ek olarak, tanıdığım veganların büyük çoğunluğu aynı zamanda çevreci. Yani buradaki sözde-tespit yalnızca konuyla alakasız değil, aynı zamanda yanlış. Ayrıca, veganların geneline dair gözlemlerden veganlığın kendisine dair çıkarımlar yapılamaz.

6. Veganlar madem bu kadar duyarlı o zaman Jainist olsunlar.

Jainizm ahlaka dair bir görüş değil, bir dindir. Mutlak Tanrı inancından yoksun, bununla birlikte ruhun ölümsüzlüğünü kabul eden bir öğretisi vardır. Veganlığın bununla ne alakası var? Bir vegan Tanrı’ya inanabilir veya inanmayabilir, ruhun ölümsüzlüğünü kabul edebilir veya etmeyebilir. Bu bir tür espriydi de ben mi anlamadım? Eğer öyleyse de boktan bir espri.

7. Veganlar neden kayaların acı çekmediğini düşünüyorlar?

😀

8. Kırsal kesimde yaşayan insanlar koşulları nedeniyle vegan olamaz veya veganlığı anlamazlar.

Eğer koşulları nedeniyle vegan olamıyorlarsa zaten vegan olmakla yükümlü değiller (sağlıklı bir şekilde vegan olmaları GERÇEKTEN HİÇBİR ŞEKİLDE MÜMKÜN DEĞİLSE). Konuyu anlamamalarınınsa hiçbir önemi yok. Örneğin, gelenekleri gereği gençlerine erginlenme töreninde toplu tecavüz eden bir kabileye tecavüzün yanlışlığını anlattığınızda anlamayabilirler. Yine de yanlıştır, engellenmelidir.

9. Bazı veganlar insanları sevmiyor.

Ee? Bazı naveganlar da insanları sevmiyor. Ayrıca insanları sevmek bir yükümlülük mü? En önemlisi, bazı veganların insanları sevmiyor olmasının veganlığın kendisiyle ne gibi bir alakası var? Buradan veganlığın zorunlu olarak mizantropiyi beraberinde getirdiğini çıkarabilir miyiz?

10. Singer şöyle dedi, Adams böyle dedi.

Singer’dan da, Adams’tan da zerre kadar haz etmem. Bu insanlar veganlığın temsilcileri falan değiller. Veganlığın tanımı bunların sözlerine göre değişmiyor. Dolayısıyla bunların söylediklerinden hareketle veganlık eleştirisi yapılamaz.

11. Bu durumda veganizmin insanlığın refahını hiç de mükemmelce iyileştirmeyen olumsuz bir ideoloji türü olduğu ortaya çıkıyor. Eğer keşfetmemiz ve farkına varmamız gereken bir şey varsa o da bilimsel bir şekilde insanlığın refahına ilişkin soruları cevaplayan gerçek verilerin olması gerektiğidir.

Kimse veganlığın “insanlığın refahını mükemmelce iyileştirdiğini” iddia etmiyor zaten. Herhangi bir görüşün değerli olması için insan refahını mükemmelce iyileştirmesi de gerekmiyor. Kaldı ki veganlık insan refahıyla ilgili bile değil. Hayvan haklarıyla ilgili.

Ahlaki sorunlar doğrudan bilimin alanına girmezler. Örneğin, bana tecavüz etmemin uzun vadede şahsım açısından ne gibi zararlı sonuçları olacağını istatiksel açıdan ve hayati riskler açısından (birileri beni öldürebilir vs.) açıklayabilirsiniz, ama tecavüzün kendisinin niçin yanlış olduğunu doğru ve yanlışın anlamıyla oynamadığınız sürece bilimsel olarak açıklayamazsınız. Dolayısıyla bilim yalnızca veganlık için değil, hiçbir ahlaki değer için temel olamaz. Ancak bazı noktalarda yardımcı olabilir; örneğin, veganlık söz konusu olduğunda hangi canlıların acı çekip çekmediğini anlamamız açısından bilim faydalıdır. Ama acı çekebilen canlılara acı çektirmenin neden yanlış olduğunu bilimle açıklayamazsınız.

-Nezih Seven

Reklamlar

Ahmakça Bir Veganlık Eleştirisine Geç Gelen Cevabım” üzerine 5 yorum

  1. Navegan olmama karşın yazıda katılmadığım çok az nokta var, veganlığa getirilen bu kalitesiz eleştiriye güzel cevap vermişsiniz.

    Beğen

    1. Yorumunuz için teşekkürler. İster bu yazıyla ilgili olsun, ister genel olarak veganlıkla ilgili, aklınıza yatmayan noktaları belirtmekten veya soru sormaktan çekinmeyin lütfen.

      Beğen

  2. Sana benim de bir eleştirim/uyarım var sonuna kadar okursan sevinirim. Seni Edip’in facebook’unda gördüm lakin cevap yazma imkanım yoktu. Senin facebook’unda da böyle bir imkan yoktu. O yüzden buraya yazıyorum. ”Bir kitabın Allah’tan geldiğini anlamanın yolu nedir? Bu kitabın ahlaki güdülerimizle çelişmemesi gerekir” diye başlayan ve ”Kuran kesinlikle keyfi sebeplerle hayvan yemenin kabul edilebilir olduğunu söylüyorsa, Allah tarafından gönderilmemiş olduğuna şüphe yoktur’ diye biten bir yazı yazmışsın. Ne yazık ki ön yargılı bir şekilde açık tutarsızlıklar içine düşüyorsun. ‘Ahlak’ kavramı son derece belirsizdir ve görecelidir. Tanrı’nın açık kuralları yoksa Ahlak da yoktur. Buna karşılık sen diyorsun ki: ‘Hepimizin vicdanen bilebileceği nesnel bir Ahlak vardır. Nasıl bazı insanlar zekadan yoksunsa bazıları da bu mantıktan bağımsız nesnel vicdandan yoksundur. İstisnalar kaideyi bozmaz.’ PEKİ BİZDEN BAĞIMSIZ OLAN BU ‘MUTLAK AHLAK’IN KRİTERLERİ NEDİR? Çoğunluk mu? Yani ‘herkesin içinde tecavüz etmemek gibi hisler var, bu hisleri olmayan vicdansızlar istisnadır tıpkı zeka özürlüler gibi.’ Eğer bu çoğunluk mantığın doğru ise insanların çoğu yemek için hayvan öldürüyor. Demek ki Ahlaki olan bu. Burada verdiğin örnekteki o ayrık kişiler (Özürlü vs.) senin gibi veganlar olmuş olur. Bu da açık bir çelişkidir. EĞER BU MUTLAK AHLAKIN ÖLÇÜTÜ ÇOĞUNLUK DEĞİLSE HANGİ OBJEKTİF KRİTERDİR? Senin iyi ya da kötü olduğuna şahsen kanaat ettiğin fikirlerin yahut belirsiz hislerin mi? Mesela ‘Genel olarak bir canlıya zarar vermek kötüdür’ şeklindeki şahsi kanaatin mi? Birisi de çıkıp derse ki: ‘Bitkiler de canlıdır. Bunları yemek de Ahlaki değildir.’ Ne diyeceksin? ‘Onların bilinci yok’ mu? Bilinci olmayan bir canlıya zarar vermenin kötü olmadığına hangi ölçüt ile karar verdin? (Üstelik kendisine kötü davranan bir kişi yaklaştığında olumsuz, iyi davranan kişiler yaklaştığında ise bitkilerin olumlu dalgalar verdiğine dair çalışmalar da var.) Demek istediğim şu ki: Bir kutsal kitaba dayanmadan Ahlak’ın sınırlarını objektif olarak çizemezsin. Ahlakı temellendiremezsin. Ben bir Müslüman olarak Allah’ın ezelden beri değişmeyen yasaları olduğunu kabul ediyorum. Adil olmak gibi, Adam öldürmemek, Zina etmemek, İftira atmamak gibi. Bunları dinsel hemen hemen her kitapta görebiliriz. Ama bu yasaların içinde ‘Hayvan ve ürünlerini yememek’ diye bir şey olduğuna inanmıyorum. (Bu sadece belli dinlerde var zaten.)

    Buna karşılık ‘Allah sadece insanların Tanrısı mı?’ diyebilirsin. Hayır, Allah canlı cansız her varlığın Tanrısıdır. Tanrının İnsanlara diğer hayvanları yemesine izin vermesi onun hayvanların da tanrısı olmadığını göstermez. Zira yarattığının yenmesi için öldürülmesine cevaz verebilir. Bu onun Kötü olduğunu da göstermez. (Zaten İyi-Kötü kavramı İnsanlara aittir. Tanrı bu kavramların üstündedir) Ancak bu dünya İMTİHAN için yaratılmıştır. Hayvanlar imtihan olamazlar. O düzeyde algıları yoktur. Bu bakımdan İnsan ile Hayvan farklıdır. Asıl olan bu bakımdan biziz. Düşünen her kişi İnsanların hayvanlardan farklı olduğunu anlayabilir. Senin mutlak bir Tanrıya inandığını düşündüğüm için bu durumu kör tesadüflere bağlayan biri olduğunu sanmıyorum. Bu bakımdan Allahın insanların içine verdiği ahlak yasalarının (Yemek için Öldürmeme) hayvanları da kapsaması beklenemez. Allah Kur’an’da bizi yeryüzüne halife kıldığını söylüyor ve kısa bir süre ona benzer bir şekilde doğaya hükmetme olanağı veriyor. ”Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.” (Bakara 30) Allah canlıların birbirini yediği bir doğal denge yaratmış. Sen bir hayvanı yemek için öldürmeyi zalimce bulabilir ve bir mantık yürütme ile buna izin veren bir kitabın yazarının Allah olmadığını düşünebilirsin. Ama her şeye gücü yeten Allah o hayvanın bu dünyada çektiği kısa süreli acının milyarlarca katı bir hazı, zevki ona karşılık olarak ahirette verebilir. Nitekim Kuranda hayvanların da Allahın huzuruna çıkacakları söyleniyor. “Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla ucan hiçbir kuş yoktur ki, (onlar da) sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır. Sonra (onlar), Rableri(nin huzuru)na toplanacaklardır” (Enam: 55/38). Yani sırf görünene bakıp ön yargılı bir şekilde karar verme. Bu dünyada gördüğün her şey kısacık bir rüyadır. Kısacık bir kesit yaşadığımız sadece. ”Aralarında gizli gizli konuşurlar, ‘Siz (dünyada) sadece on kaldınız. Onların ne konuştuğunu iyi biliriz. En doğru görüşlüleri, ‘Siz sadece bir gün kaldınız,’ diyordu.” (Taha 103-104) Allah onun nimetlerini ve gücünü anlamamız için ve imtihan olmamız için geçici olarak böyle bir düzen yaratmış. Ve her canlıya hükmetmemizi sağlamış. Sonuç olarak objektif olarak temellendiremeyeceğin bir ahlaki anlayışa aykırı ayetler olduğu için bir kitabın Tanrıdan olmadığına asla karar veremezsin. Objektif olarak bir Ahlak ancak Tanrı tarafından şüpheye yer vermeyecek derecede açıkça ve ayrıntılarıyla sınırı çizilmiş kurallardan oluşabilir. Aksi bir ahlak anlayışı ne yaparsan yap ne dersen de sadece ÖZNELDİR.

    2. olarak bir kitabın içinde 19 mucizesi gibi sayısal kodlar olması onun Tanrıdan geldiğine kanıt değildir demişsin. Başka varlıklar da böyle bir şey yapabilir gibi bir şeyler söylemişsin. Sanırsam sen bir Hindusun bu bakımdan insanın üstünde tanrısal varlıklar olduğunu düşünüyorsun. Ve onların Kur’an’ı indirmiş olabileceğini tahmin ediyorsun. Burada da aslında bir çelişkiye düşüyorsun. Eğer böyle yarı-tanrısal varlıklar var ise ve bize 19 gibi mucizeler gönderecek kudrette iseler Mutlak Tanrı bunlara böyle bir izin niye versin? Yani gerçekten Hayvan öldürmek mutlak bir şekilde Tanrının yasalarına aykırı ise bize bunun aksini yapma ruhsatı veren mucizelerle dolu bir kitabın indirilmesine izin veren bir Tanrı için BEN NASIL KUSURLU OLABİLİRİM? Eğer bu kitapta İnsanüstü mucizeler olmasaydı, evet bu kitabı herkes yazabilirdi, o zaman ben sorumlu olurdum. Ama Tanrı içinde MUCİZE olan bir kitabın yazılmasına müsaade etmişse burada artık bizim inanmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yoktur. Aksi olsaydı Allah buna izin vermezdi. Ben şahsen Allah dışında hiçbir varlığın gücünün böyle bir şeye yeteceğini düşünmüyorum. Çünkü bir Tanrının, tanrısal güçleri olan başka varlıklar yaratması mantıksızdır. Onun için ancak kulları olabilir. Allah bu konuda Kuranda diyor ki: ”De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”” Ayrıca Mükemmel olan Tanrı olduğuna göre İnsanüstü olduğunu iddia ettiğin güçlerin kusursuz bir kitap yazabilmeleri de çelişkidir. ”Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.” (Nisa 82) Allahtan başka benzerleri yahut da bu tarz yarı ilahlar olsaydı evrenin bir nizam içinde olmayacağı da açıktır yani. ”Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.” (Enbiya 22)

    Senin hayvanlara karşı olan bu hassasiyetinden ötürü iyi kalpli biri olduğunu düşünüyorum. Kuran’a da inanmasan bile iyi baktığını söylemişsin. Bu 2 sebepten ötürü sana yazdım. Önyargılı ve çelişkili bir şekilde Kuran’ı reddetmene üzüldüm. Sen elbette Kur’an’a göre ona inanmasan dahi Cennete gidebilirsin. Ancak mutlak güç sahibi ALLAH’TAN (El-İlah=Allah=Bilinen Tanrı= yani The God’dan) başka varlıklara tanrısal özellikler yakıştırmaz isen. ”İnananlar, Yahudiler, Hristiyanlar ve diğer dinlerden her kim: ALLAH’a ve ahirete inanır ve erdemli bir hayat sürdürürse, onların ödülleri Rab’leri katındadır. Onlar için korku ve üzüntü yoktur.” (Bakara 62) Allah tarih boyunca her kavme elçiler göndermiştir. Sen de çeşitli sebeplerle Hindistana giden elçilere uyabilirsin elbette. Zaten Kuranda MÜSLÜMAN tabiri sadece Elçi Muhammede uyanlara denmez. İbrahimin ümmetine de aynısı denir: ”İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. (Bakara 102) Kuran son ilahi kitaptır ve matematiksel olarak da başka alanlarla ilgili olarak da açık bir şekilde Tanrısal olduğu görülen bir kitaptır. Binlerce yıllık ve karmakarışık yapıda olan Hinduizmin (Ya da özel olarak mezhebinin) içindeki fikirlerin hangilerinin TANRI KELAMI hangilerinin İNSAN KELAMI olduğunu anlamakta bazen hata yapabilirsin. (Her zaman hislerine güvenme.) Kuran için böyle bir zorluk yok. Bunu Güncelliğinden, bilimsel mucizelerinden ve matematiksel diziliminden biliyoruz. Bu konuda uzun uzun tartışacak kadar vaktim yok ama ne yazık ki :D) Mesela Politeizm konusunda olduğu gibi çok önemli bir meselede yanılgıya düşmüşsün. Bunun saçma olduğunu bence biraz düşünürsen anlayabilirsin. Ne yazık ki bu tarz yarı-tanrısal varlıklar her dine din adamları tarafından sonradan sokulmuştur. Muhtemelen senin dinin için de durum bu. (Bizdeki ölmüş ama buna rağmen uçan kaçan şifa dağıtan Evliyalar gibi. Melekler sadece emri yerine getiren elçilerdir. Cinler ise insanlar ile hayvanlar arasında varlıklardır.) Bu tarz yarı tanrısal varlıkların özü Cinlerdir özellikle. İnsanları şirke düşürmek için kendilerini tanrısal gösterirler ve insanları inandırırlar. ”ALLAH’a cinleri ortak koştular. Halbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O’nun şanı yücedir, onların nitelemelerinden çok üstündür.” Bu tarz tanrısal varlıkları kabul etmenin Kurana göre şirk olduğunu biliyorsun. Ve bence bunu savunmak da evreni bir düzen içinde tutan tek Tanrıya karşı bir haksızlıktır. Pek çok politeist din inceledim ve hemen hepsinde bir BAŞTANRI gördüm. Aslında bu Tanrı bahsettiğimiz EL İLAH YANİ ALLAH. Daha sonra insanları cinler kandırıyor ve başka ilahi varlıklar sokuluyor dinlere. Bugün sen Müslüman sanılan kişileri ya da hristiyanlar vs. Tek Tanrılı sanabilirsin ama yanlıştır. Kuranda Allahtan başka kutsallık yüklediğin her varlık ona ortak koşmak olur. Ne yazık ki bugün Muhammed, İsa gibi elçiler ilahlaştırıldı, din adamları, sözde veliler alimler vs çok kişi kutsallaştırıldı. Gerçek anlamda Mutlak olarak Tek Tanrıya inanan dünyada çok ama çok az insan var. ”Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih’i ALLAH’tan ayrı rabler edindiler. Oysa, yalnız tek Tanrı’ya kulluk etmekle emredilmişlerdi. O’ndan başka tanrı yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir.” (Tevbe 31)

    Kuranda nelerin helal olduğu sadece haramlar sayılmak suretiyle belirtilmiştir. ”O, size sadece leş, kan, domuz eti ve ALLAH’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır.” (Bakara 173) Bunun dışında kalan hayvanlar da helaldir. ”Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz.” (Nahl 5) Seni Kur’an’dan soğutmak istemem ama tarihselci bir yaklaşımla ‘Çölde öyle gerekiyordu’ gibi sözler Kurana uymaz. Kuran tüm insanlara indirilmiştir sadece Mekkelilere değil. “Resulüm! Biz seni bütün insanlara/insanlığa rahmetimizin müjdecisi, azabımızın uyarıcısı olarak gönderdik; lakin insanların ekserisi bunu bilmezler.” (Sebe 28) Ama bence sen ön yargılı olmazsan bunu anlayabilirsin. Elbette hiç hayvansal ürün kullanmadan da müslüman olabilirsin. İlla hayvan yiyeceksin süt içeceksin diye bir kural yok. (Kurban kesmek sadece hacc yapanlar için bazı yasaklara uyulmamasının cezasıdır (Av yasağı gibi. Genel olarak öyle bir zorunluluk yok.) Yani Kurana iman etmen uygulamada Vegan olarak yaşamana engel değil. (Sadece fikirlerini biraz yumuşatman gerekir) Özetle ben sana ne demek istedim? 1) Temellendiremeyeceğin, subjektif ve yüzeysel bir ahlaki anlayış ile Kuranın Allah kelamı olmadığını iddia edemezsin. 2) Allah’tan başka tanrısal nitelikli varlıkların olması mantıksızdır. Haşa Olmuş olduğunu varsayarsak da: Böyle bir mutlak ahlak kuralı olsa bile içinde Mucize olduğunu kabul ettiğin bir kitabı başka güçlerin göndermesine izin veren bir Tanrıya karşı zaten sorumlu olmazdın. SELAM İLE.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s