Kürtaj Hakkında Bir Tartışma

Yazar: Nezih Seven

Geçtiğimiz Anneler Günü’nde bir kadının Facebook profilinde kürtajın hak olduğu yönünde bir paylaşım gördük. Tahmin edeceğiniz üzere bu paylaşım had safhada beğeni almıştı. Kız arkadaşım paylaşımın altında kürtajın bir hak olmadığı yönündeki görüşünü beyan ettiğindeyse ilginç bir şekilde “bu propagandaya izin verilemeyeceği” gerekçesiyle engellendi. Üstelik kalıplaşmış sloganları saymazsak ne paylaşımın sahibi, ne de paylaşımı beğenen yüz küsür kişiden herhangi biri Nil’in argümanlarına mantıklı bir cevap verme tenezzülünde bulundu.

Bu durum beni son derece rahatsız etti ve öyle zannediyorum ki ifade özgürlüğüne inanan herkesin bu tutumdan rahatsızlık duyması gerekir. Samimi bir şekilde hakkın ve doğruluğun yanında durma kaygısı taşıyan insanlar tartışmaktan korkmamalıdırlar. Ancak ne yazık ki sol hareketlerde sıklıkla karşılaşılan bir tavır bu: Epey yaygın olan ve git gide daha da yaygınlaşan popüler görüşlerine katılmıyorsanız ya ırkçı, ya cinsiyetçi, ya tahakküm/devlet yanlısı ya da heteronormatif, ama her halükarda faşistsinizdir ve sizi zihinlerde tartışılacak kişi olmaktan çıkarıp savaşılacak kişiye dönüştürürler. Genellikle başarılı olan adi bir taktik.

Bu insanlar argüman yerine içi boş sloganlarla tartışmayı bırakmadıkları sürece çürümeye devam edecekler. Tartışmayı buraya aktarmaktaki hedefim henüz mantıklı düşünme yetisini yitirmemiş olan sağduyu sahibi kimselerin farklı görüşlere ulaşabilme olasılıklarını arttırmaktır – zira tartışma boyunca kürtaj savunucularının karşıt görüşü saçma sapan gerekçeler öne sürerek bastırmaya çalıştıklarına tanıklık ettim.

Tartışmanın tamamını aktarmayacağım, çünkü karşı tarafın yazdıklarının büyük çoğunluğu “Benim bedenim, benim kararım!” benzeri boş sloganlardı ve tekrar tekrar aynı şeyleri yazmanın anlamı yok. Yalnızca argümanları ve komik bulduğum bazı yerleri aktaracağım.

Aşağıdaki görsellerde adı görünen herkesten izin alınmıştır. Kürtaj savunucularından izin dahi istemedim, çünkü izin verseler de isimlerini yayınlamazdım. Şu anda savunuyor oldukları bu ahlaki yanlış hakkındaki fikirlerini gelecekte değiştirebilir ve zamanında bunu savunmuş oldukları için pişmanlık duyabilirler. Amacım kimseyi hedef göstermek değildir.

Nil engellendikten sonra tartışmayı kendi profilime taşıyarak (ve elbete kürtajın hak olduğu yönünde paylaşım yapmış olan kadını da etiketleyip davet ederek) devam ettirdim:

18902415_10155349325869061_293626493_n

Ve daha öncesinde gerçekleşmiş olan, B.C.’nin profilindeki konuşma:

18902479_10155349346404061_2001548335_n

Image may contain: text

18902963_10155349363914061_505664162_n

Bu noktada Nil engellenmiş olduğundan tartışmanın devamı benim profilimde geçiyor:

18928277_10155349369994061_468700408_n

Nil’in yorumunun devamı ve bence tüm tartışmanın en mühim kısmı:

18928363_10155348720219061_1322042362_n

Buradaki örnekler daha çok vegan kürtaj savunucularına yönelik. Konu hissedebilirlik olduğunda hem pek çok veganın, hem de pek çok naveganın hayvanların hissedebilirliklerinden dolayı kazandıkları değeri anlamakta başarısız olduğunu görüyorum. “Madem hayvanları öldürmenin yanlış olmasının sebebi hissedebilir canlılar olmaları, öyleyse onları uyutup öldürmemizde ne gibi bir sıkıntı var?” sorusu veganlara sık sorulan sorulardan biridir. Oysa hayvanları öldürmenin yanlış olmasının sebebi hissedebilir olmaları değil, kişi olmalarıdır. Hissedebilir olmaları kişi olduklarının kanıtı olduğu için değerlidir; zira acı çekmek, kendi benliğine dair farkındalık sahibi olunduğunun göstergesidir ve benlik olmadan benliğe dair farkındalık da olamaz.

Hayvanların uyutulduklarında bile öldürülemeyeceklerini kabul ettiğimizde, yaşam hakkı için gerçek kriterin hissedebilirlik olmadığını da kabul etmiş oluruz. Dolayısıyla önemli olan o an için hissedebilir olmak, yani o an için benliğe dair farkındalık sahibi olmak değil, “aslen hissedebilir olmak”, yani benlik sahibi olmaktır.

Bu noktada bazı veganlar uyutulmuş hayvanın öldürülmesinin anı sahibi olmasından ötürü yanlış olduğunu iddia ederler, ama bunun konuyla son derece alakasız bir gerekçe olduğunu düşünüyorum. Kimse ikinci örnekte karşımıza çıkan 25 yaşındaki adamı henüz anısı olmadığı gerekçesiyle öldürmenin kabul edilebilir olduğunu iddia etmez sanıyorum – hem de birkaç hafta sonra uyanacağı halde.

Kürtajda durum budur: Henüz hissedemeyen, ama asli konumu itibariyle hissedebilir olan bir canlı, birkaç hafta sonra asli konumuna ulaşacağı halde öldürülmektedir. (Bu arada ortalama olarak 22. günde fetüsün kalbinin atmaya başladığını, 3. haftanın sonunda sinir sisteminin oluşum halinde olduğunu ve kürtajın en erken gebeliğin 4. haftasında yapılabildiğini de ayrıca belirteyim.)

Nil’in argümanlarına kürtaj savunucularından nasıl cevaplar geldiğini merak ediyor olabilirsiniz. Gerçek şu ki, cevap gelmedi. Aslına bakarsanız argümanların okunduğundan bile emin değilim. Kürtajın hak olduğu yönünde paylaşım yapan şahıs bu argümanlara cevap olarak kişisel saldırılarda bulundu, boş sloganlarına devam etti ve tartışmaya devam etmek istemediğini belirterek beni de engelledi.

Bununla birlikte tartışma burada bitmiş değil:

18870760_10155349380454061_509282044_n

18903010_10155349080579061_401233263_n

Burada sloganın ısrarla tekrarlanmaya devam ettiğini görüyoruz: “Bizim bedenimiz söz konusuyken…” vs. Oysa ZATEN bizim argümanımız fetüsün kadın bedeni olmadığı, yalnızca kadının bedeninin içinde olduğu. Onlarsa herhangi bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmeksizin çok sevdikleri sloganlarını tekrarlamaya devam ediyorlar. Ayrıca yine ısrarla kadının rahmindeki yavrusunu öldürme imkanının elinden alınmasını kadının girebileceği zor durumlar üzerinden değerlendiriyorlar. Bunu hayvan hakları konuşulurken herkes vegan olduğu takdirde işsiz kalacak, “aç yavrularını doyuramayacak” kasapları dert edinenlere benzetiyorum. Veya konu fuhuşun yanlışlığıyken fuhuşun yasaklanması halinde eve ekmek götüremeyecek olan zavallı pezevenkleri.

Son olarak, yine kürtajın kendisinin ahlaki kabul edilebilirliği hakkında değil, yasaklanması halinde bazı kadınların girebilecekleri zor durumlar hakkında bir argüman:

18902893_10155349388674061_40583563_n

18902183_10155349393259061_1341313892_n

Cevabım devam ediyor:

18716867_10155349129544061_761953225_n

G.G.’nin yanıtı:

18870872_10155349397984061_1142991426_n

Ve son olarak Nil’in cevabı:

18871181_10155349400209061_205286197_n

Tartışmayı buraya kadar okumuş olanlar çağın popüler görüşlerinin nasıl dayanaksızca savunulduğunu görmüştür. B.C.’nin paylaşımını beğenen YÜZLERCE KİŞİDEN ve ardından konuyu kendi profilimde tartışmaya açtığımda görüp okuyanlardan çıkan toplam sonuç bu. Kendinizi kitlelerin akımlarına teslim etmeyin.

-Nezih Seven

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s